Ayşe Şasa'nın Bakışları

  

Ayşe Şasa ile tanışmama vesile olan insana selam ederek başlıyorum yazıma. Mecidiyeköy'deki evinde ağırlamıştı bizi Ayşe Şasa. Kapının açılmasıyla birlikte aldığım o otantik kokuyu hiç ama hiç unutmayacağım galiba. Efsunlu bir tarih vardı sanki içeride.
Duvardaki resimler, kilimlerin güzelliği... Evdeki her parça sanki Ayşe Şasa'nın bütünlüğünü oluşturuyordu, birini alsanız bir şeyler eksik kalacak gibiydi.
Bir saatten fazla birlikte olduk güzide evinde. Bakışları geliyor aklıma. Sükûtu. Sözü ölçüp biçip öyle söyleyişi. Derin mi derin dalışları. Hemen kalbim ısınıvermişti.
Konu konuyu açarken Rûhu'l Beyân okurken duyduğu heyecandan bahsetti. Elime ne zaman Rûhu'l Beyân alsam kendisi geliyor aklıma.
Konuşmanın bir kısmında "ahmak Freud" dedi. Nefsin sadece emmare basamağını gördüğünden ve orada takılı kaldığından bahsetti.
İbn-i Arabi'nin yüzyıllar sonra manevi tasarrufu ile şizofreniden kurtulduğunu anlattı. Aşk ve hikmetten söz açtı.
"Delilik ülkesinden notlar" ve "Şebek romanı" isimli kitaplarını hediye etti çıkarken. İki gün içinde okudum ikisini de. Genelde önce kitap okuyup, sonra yazarı ile tanışmak nasip olurdu. Bu defa önce yazarı tanımıştım ardından kitaplarını okumuştum. Bu yüzden olsa gerek ki iki gün içinde büyük zevkle bitirmiştim iki kitabını da.
Ayşe Şasa'ya Allah'tan güzellikler dilerim.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !